Salı, Aralık 7

Av Mevsimi - Yavuz Turgul 2010

Geçen bir yerde gözüme çalındı: "Yavuz Turgul Eşkiya'dan beri aynı filmi mi çekiyor?" diye soruluyordu bir eleştiride. Bence kesinlikle aynı filmi çekmiyor. Ama onun filmlerinde Eşkiya'dan beri belli kalıplara sokulabilecek karakterler var ve bu karakterler pek değişmiyor. Yavuz Turgul anlatısının karakter şemasını inceleyelim ve son Yavuz Turgul filmi Av Mevsimi'ne değinelim:

1. İzleyici pasif algısını, sağduyusunu ve adalet duygusunu temsilen, başrolde görülen ama aslında "yan" olan karakterimiz. Bu karaktere vücut veren kişi Şener Şen. Şener Şen birkaç çok geçerli nedenden dolayı bu karakteri yansıtabilecek en doğru aktör. Şen'in kariyerinin büyük bölümünün yan rollerde geçmesi, Turgul ve sinemasıyla olan çok uzun süreli birinci derece bağlantısı, izleyicinin kendisini temsilen görmek isteyebileceği ve inanç hissedebileceği bir aktör olması gibi.

2. Baş karakter. Bu, her ne kadar yan rol görünse de aslında filmin ana karakteridir. Filmin dramatik anlatısının izleyici üzerinde iz bırakan etkileyici olan bölümü onun anlatısıdır. Bu karakter, başroldeki Şener Şen karakteri gibi gözlemci, naif değildir, izleyici sağduyusunu temsilen bulunmaz, kendi öyküsü vardır. Karakterin kendine özgün devinimleri vardır ve kontrol edilemez. Genelde delikanlılık kontenjanından patlamalarla filme yön verse de aslında bir o kadar da yumuşacık ve zarar görebilir bir insandır, Şener Şen'in korumasına ihtiyacı vardır. Önceki Yavuz Turgul filmlerinde bu karakteri Uğur Yücel canlandırırken, Av Mevsimi'nde bu iş Cem Yılmaz'a ihale edilmiştir.

3. Kötü karakter. En az baş karakter kadar karizmatik ve kendine özgü olmalıdır. Bir öyküsü ve derinliği vardır. Tıpkı baş karakter gibi, onun da gizli motivasyonu yıkıcı bir aşk ve sevgidir. Bu karakter kesinlikle Eşkiya'daki "Demircan abi" değildir, "Berfo" dur. Baş karakter kadar görünemeyeceği halde iyi-kötü dengesini başarıyla kurabilmesi için karizma gerektiren bu rolde Gönül Yarası'nda Timuçin Esen, Kabadayı'da Kenan İmirzalıoğlu, Av Mevsimi'nde Çetin Tekindor oynar.

4. Kadın karakter. Aslında iki kadın karakter vardır ancak Yavuz Turgul bunlardan birini her zaman pasifize eder ve anlatının olabildiğince dışına çıkarır. Şener Şen'in kadını ya konuşamayacak kadar hastadır ya da ölüm döşeğindedir. Sadece dramatik bir referans olarak bulunur çünkü Turgul yıkıcı aşk-sevgi ekseninde aksan anlatısının temel öğelerinin değişmesini istemez. Buradaki asıl karakter genç kadın karakterdir. Baş karakterle, kötü karakterle veya her ikisiyle ilişkisi vardır. Av Mevsimi'nde İdris'in karısı, Gönül Yarası'nda Meltem Cumbul, Kabadayı'da Karaca, Eşkıya'da Yeşim Salkım. Çevresindeki en hayat dolu ve en dikkat çekici kadındır, bununla birlikte güvenilir değildir, baş-kötü karakterle olan ilişkisin doğasını bilmeyiz. Onun güvenilmezliği aslında erkek bakış açısı ile anlaşılamamasında yatar.

Böyle baktığımız zaman Av Mevsimi'nde de bu karakter mekaniğinin değişmediğini söyleyebiliriz. Ancak bu, Av Mevsimi'ni "aynı film" yapmıyor.

Av Mevsimi teknik açıdan, Türk sineması standartları göz önüne alındığında parıl parıl parlayan bir film. Ses, görüntü yönetimi, olağanüstü başarılı mekan tercihleri, ışık, harika bir müzik, hemen her rolde çok iyi oyunculuklar ve Yavuz Turgul'dan çok başarılı bir yönetim. Çetin Tekindor, kötü karakterde fark yaratan bir iş sergiliyor ki bu kötü karakter Eşkıya da dahil, Turgul filmlerindeki en akılda kalıcı, en başarılı kötü karakter performansı oluyor. Cem Yılmaz da aynı şekilde, bu rolde çok başarılı, akılda kalacak bir iş çıkarıyor. Sanırım Cem Yılmaz'ın kişisel sinema kariyerinde bu rol bir dönüm noktası olacaktır. Böylece Turgul anlatısının dört karakterinden ikisi (biri zaten Şener Şen, dolayısıyla üçü) oyunculuklarıyla ekranı fazlasıyla dolduruyorlar.

Benim film hakkındaki temel eleştirim senaryo olacak. Yine kimdi bilmiyorum ama bir eleştirmen Yavuz Turgul'un Türk sinemasındaki en büyük yönetmen olmasa da en iyi senarist olduğunu söylüyordu. Yukarıdaki şemada anlatmaya çalıştığım dramatik karakter şemasının ve bu şemaya dayandırdığı senaryo formüllerinin ben de başarılı olduğunu düşünüyorum. Ancak Av Mevsimi'nde tam oturmayan birşeyler var. Özellikle filmin son bölümünde bazı senaryo açıkları olduğunu düşünüyorum.

İlkin, bir polisiye öykünün olmazsa olmazı, şüphe-ardından gelen şaşırtıcı son evresi bu filmde biraz fazla uzun bir sürede kat ediliyor. Gizemin çözülmesi ile filmin sonu arasındaki geçen ve dramatik etki yaratmayı hedefleyen sürecin uzunluğunun gizemin yarattığı uçucu etkiyi tamamen buharlaştırdığını, diğer yandan da dramatik sonu yeterince iyi kuramadığını düşünüyorum. İzleyici içindeki adalet duygusunu temsilen filmin sonunda devreye giren Şener Şen'e bu misyonun, senaryonun akılcılığını zedeleyecek biçimde yoğun bir karışımda verildiğini düşünüyorum: zira görevine bu kadar bağlı, İdris'e en azından bu davanın bir tutuklamayla sonuçlanmasını borçlu olan Ferman'ın bir anda avcı motivine, avcının intikamına ve ilahi adalet kavramına başvurması çok mantıklı gelmiyor. Cesedin bulunması ve olayın adım adım çözülüş tarzı da polisiye açıdan çok mantıklı gelmiyor.

Bir de şu var: senaryoda önceki Yavuz Turgul filmlerinde bulunmayan fakat özellikle hayat verilmiş, üzerinde çalışılmış Çömez karakterinin dramatik gelişimi de malesef yarım bırakılıyor. Bu yeni bir karakter. Filmin uzun süren kapanış bölümünde bu değerli ve giderek büyüyen yeni karakter de sonlandırılabilirdi. Kız arkadaşın babasıyla yemek sofrasında son bir yüzleşme gibi...

Filmi izlerken aklıma takılan bir diğer konu da Uğur Yücel'in elinden çıkmış ve yine 2010'da vizyona girmiş olan "Ejder Kapanı" oldu. Acaba Yücel ve Turgul arasında ne tür bir informatik vardı da ikisi de aynı yıl polisiye yazıp çekiyorlar. Yücel'in rolünde Cem Yılmaz oynuyor, Yücel'in filmi seri katil filmiyken Av Mevsimi'nin hemen başındaki sahnede "Türkiye'de seri katil vakası olmaz" deniyor. İlginçti...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

bu filmi sinemada izledim cok guzeldi ya şener şeni kutluyorum rolünden ötürü av mevsimi izleyin mutlaka...